• Nombre de visites :
  • 2258
  • 24/10/2007
  • Date :

Resulullah (saa) ve İmamlardan Cennet Vaadi

resulullah (saa) ve imamlardan cennet vaadi
    Hadis kaynaklarında Resulullah"ın (s.a.a) veya Ehlibeyt İmamlarının (a.s) bazı kişilere bazı taahhütlere karşılık cennet vaat etmeleriyle ilgili birçok örnek zikredilmiştir ki biz bunlardan birkaç örneği size takdim edeceğiz:

     1- Resul-i Ekrem (s.a.a)"den şöyle nakledilmiştir:

Siz bana altı şeyi yapma sözü verin; ben de sizin cennete girmenize kefil olayım:

1- Konuştuğunuzda yalan söylemeyin.

2- Söz verdiğinizde onu yerine getirin.

3- Size bir şey emanet edildiğinde, emanete hıyanet etmeğin.

4- Gözlerinizi (haramlara) kapayın.

5- Cinsel organlarınızı haramlardan koruyun.

6- Ellerinize ve dillerinize hakim olun (onları harama bulaşmaktan koruyun).[1]

    2- İbn-i Şehr Aşub Menakıp kitabında, Ravendi ise El-Haraic isimli eserinde Hişam bin Hakem"den şöyle nakletmektedirler: Cebel bölgesinin büyüklerinden birisi her yıl hacca gidiyor ve bu arada Medine"de İmam Cafer-i Sadık (a.s)"ın da yanına uğrayıp İmam"ı ziyaret ediyordu; İmam da bu süre zarfında onu Medine"deki bir evine yerleştiriyordu. Bu iş birkaç yıl böyle devam etti. Bilahare bu seferlerin birinde adam, İmam"a on bin dirhem para vererek İmam"ın kendisine Medine"de bir ev almasını istedi ve hacca gitti. Dönüşte İmam (a.s)"ın yanına vararak Kurban olayım benim için ev aldınız mı? diye sorunca, İmam Evet buyurdu ve hazırladığı bir tapuyu kendisine verdi. Tapuda şöyle yazıyordu: Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Cafer İbn-i Muhammed"in Filan İbn-i Filan"a satın aldığıdır. Ona Firdevs (cennetinde) öyle bir ev almıştır ki onun birinci sınırı Resulullah (s.a.a), ikinci sınırı Emir-ül Mu"minin (a.s), üçüncü sınırı (İmam) Hasan İbn-i Ali (a.s), üçüncü sınırı ise (İmam) Hüseyn İbn-i Ali (a.s)"dır.

     Adam tapuyu okur okumaz, sevinçle Kabulümdür kurbanın olayım dedi.

     İmam (a.s) buyurdu ki: Ben senin o malını alıp İmam Hasan ve İmam Hüseyin"in (müstahak) evlatlarının arasında paylaştırdım. Allah-u Teala"nın, bunu senden kabul etmesini ve buna karşılık sana cennet nasip etmesini ümit ediyorum.

     Olayı rivayet eden Hişam İbn-i Hakem diyor ki: Daha sonra o adam kendi memleketine geri döndü ve söz konusu tapuyu da kendisiyle birlikte götürdü. Kısa bir süre sonra hastalanıp yatağa düştü. Ölüm anı gelip çattığında ailesine toplayıp onları yemin ettirerek aldığı tapuyu kendisiyle mezara gömmelerini istedi. Onları da onun bu isteğini yerine getirdiler. Fakat ertesi gün mezarının başına gittiklerinde cenazeyle birlikte gömdükleri tapu senedinin, mezarın üzerinde olduğunu gördüler ve baktılar ki onun üzerine şöyle yazılmıştır: Allah"a yemin olsun ki Cafer İbn-i Muhammed (İmam Sadık) (a.s) vaat ettiği şeyi yerine getirdi![2]

    3- İmam Sadık (a.s)"ın değerli ve meşhur sahabesinden Ebu Basir diyor ki: Benim, Beni Ümeyye hükümetinde çalışan bir komşum vardı. Bu adam bu yolla büyük bir servet toplamış, bir çok cariyeler almıştı. Sürekli içip eğlendikleri meclisler düzenliyor ve beni rahatsız ediyorlardı. Defalarca ona hatırlatma ve nasihatte bulunmuş ve bu rezil işlerini bırakmasını ve bu eziyete son vermesini istemiştim, ama bir sonuç alamamıştım. Bir gün çok ısrar edince şöyle dedi: Adam, ben müptela olmuş bir kimseyim, sen ise azad; eğer beni efendin (İmam Cafer-i Sadık"a) tanıtırsan, ümid ediyorum ki Allah senin vesilenle beni bu durumdan kurtarır. Onun bu sözleri yüreğime oturdu. Medine"de İmam Sadık (a.s)"ın yanına vardığımda, komşumun bu durumunu anlattım. İmam (a.s) şöyle buyurdu: Sen Kufe"ye vardığında o senin yanına gelecektir; ona de ki: Cafer İbn-i Muhammed sana diyor ki, sen içinde bulunduğun bu durumu bırak ben sana cennet garantisi veriyorum.

     Ebu Basir diyor ki ben Kufe"ye döndüğümde, bir çokları gibi o adam da benim ziyaretime geldi. Onu beklettim, ev müsait duruma gelince, İmam Sadık (a.s) ile aramızda geçen konuşmaları ve İmam"ın gönderdiği mesajı kendisine aktardım. Adam ağladı ve Allah aşkına, bunu gerçekten (İmam) Cafer aleyhisselam mı sana söyledi?  Ben de yemin ederek evet dedim İmam (a.s) söyledi. Adam Tamam bu bana yeterlidir dedi ve gitti. 

      Birkaç gün geçtikten sonra peşime adam göndererek beni istedi. Kapısına gittiğimde, bir de baktım ki kapının arkasında durmuş ve çıplaktır! Dedi: Ey Eba Basir, artık evimde hiçbir şey kalmamıştır, hepsini verdim gitti. İşte gördüğün gibi durumum bundan ibarettir. Ebu Basir diyor ki arkadaşlar ve kardeşlerime haber saldım. Birlikte ona giyeceği elbise temin ettik. Birkaç gün geçtikten sonra tekrar adam salarak hasta olduğunu haber verdi ve beni istedi. Ben de yanına giderek ona bakmaya başladım. Bilahare ölüm anı gelip çattığında da ben yanındaydım. Baygındı; bir ara ayıldığında gözünü açıp bana şöyle dedi: Ey Eba Basir, efendin bana vaat ettiği sözü yerine getirdi!

Daha sonra ben hac seferine gittiğimde, İmam Caferi Sadık (a.s)"ın evine de uğradım. Daha odaya girmeden, bir ayağım avluda birisi antrede iken İmam (a.s) odanın içerisinden şöyle seslendi: Ey Eba Basir, arkadaşına verdiğimiz sözü tuttuk![3]

     4- Bazen İmamlarımızın bazı seçkin dostları daha böyle vaatlerde bulunabiliyorlardı. Örneğin Yukarıda bahsi geçen Ebu Basir"de şöyle rivayet edilmiştir: Şam ehlinden bir kişi bizim yanımıza geldi. Ben Ehlibeyt mektebini kendisine anlattım ve o kabul etti. Ölüm anında yanına gittim. Bana dedi ki: Ey Eba Basir, ben senin dediklerini kabul ettim. Şimdi benim cennet işim nasıl olacak? Ben de Ben İmam Cafer-i Sadık"tan taraf sana cennet garantisi veriyorum dedim. O böylece dünyadan göçtü ve ben İmam Sadık (a.s)"ın yanına vardım. Daha ben konuşmadan İmam (a.s) söze başlayıp şöyle buyurdu: (Ey Eba Basir,) arkadaşına vaat ettiğin cenneti ona verdiler![4]

    5- Ali b. Ebi Hamza şöyle nakletmektedir: Benim bir arkadaşım vardı; bu Beni Ümeyye"nin yazarlarından sayılırdı. Bir gün dedi: Bana İmam Sadık"tan görüşme izni alır mısın? Ben de İmam (a.s)"dan izin aldım. Adam İmam"ın huzuruna varınca selam edip şöyle arzetti: Kurbanın olayım ben şunların sisteminde çalışıyorum ve bu yoldan bir hayli servet elde edinmişim ve (helal haram açısından) dikkatli davranmamışım. İmam cevabında buyurdu ki: Eğer Beni Ümeyye onlara hesap kitap tutup, mektup ve evrak yazacak, haraç toplayacak, onlar için savaşıp onları savunacak ve toplantılarını kalabalık gösterecek kimseler bulmasalardı, biz (Ehlibeyt"in) hakkını gasbetmezlerdi. Eğer insanlar bunları kendi hallerine bıraksalardı, bu kadar güçlenmezlerdi.

     Genç adam Acaba benim kurtuluşum için bir yol var mı? diye sorunca, İmam (a.s) şöyle buyurdu: Eğer söylersem amel edecek misin? Adam Evet dedi. İmam şöyle devam etti: Bunların sisteminde kazandığın her şeyi bırakacaksın. Sahiplerini tanıdığın malları sahibine iade et. Sahiplerini tanımadıklarının mallarını onlardan taraf sadaka ver. Ben de bunlara karşılık sana cennet garantisi veriyorum!

     Adam başına aşağıya dikerek uzun bir müddet düşündü. Sonra başını kaldırarak Tamam yaptım dedi.

     Ali b. Hamza diyor ki: Genç adam bizimle Kufe"ye döndü. Sahip olduğu hiçbir şeyi bırakmadı ve İmam (a.s)"ın buyurduğu şekilde dağıttı. Hatta üzerinde bulunan elbisesini dahi verdi. Biz aramızda para toplayarak ona elbise aldık ve bir miktar masrafı için harçlık verdik.

     Birkaç ay geçmeden hastalandı ve ben onun ziyaretine gidiyordum. Son gittiğimde o can verme halindeydi. Aniden gözünü açıp bana şöyle dedi: Ey Ali, Allah"a and olsun ki efendin (İmam Sadık) bana verdiği sözü yerine getirdi. Sonra can verdi ve biz ona gusül verip kefenleyip defnettik. Daha sonra ki seferimde İmam"ın yanına gittiğimde İmam (a.s) beni görür görmez: Ey Ali, Allah"a and olsun ki arkadaşına verdiğimiz sözü yerine getirdik. Ben, Doğru buyuruyorsunuz kurbanınız olayım, onun kendisi de ölüm anında aynı şeyi söyledi.


[1]- El-Hisal (Şeyh Saduk), C.1, S.253, El-Emali (Şeyh Saduk), 13. Meclis.

[2]- El-Menakıp, C.3, S.359, El-Haraic, S.200.

[3]- Keşf-ül Ğumme, C.2, S.426.

[4]- Besair-üd Derecat, C.5, bab: 12, S.68.

CENNET VE CENNET EHLİ

Cennet ve Cehennem

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)