• Nombre de visites :
  • 1285
  • 24/10/2007
  • Date :

Merasim Düzenlemek

Merasim Düzenlemek

    Soru : Allah'ın Veli Kullarının Doğum Günlerini Kutlamak, Bidat ve Şirk midir?

    Cevap: Allah'ın salih kullarının hatırasına saygı göstermek ve doğum günleri dolayısıyla merasim düzenlemek, akıl sahipleri açısından tartışılmayacak kadar açık bir mesele olmakla birlikte, bu konuda her türlü şüpheyi ortadan kaldırmak için şu işin meşru oluşunun delillerini hep birlikte gözden geçirelim:

    1-  Sevgi Gösterisidir

  Kur'ân-ı Kerim, Müslümanları Hz. Peygamber'e ve Ehlibeyti'ne (hepsine selâm olsun) sevgi beslemeye davet etmektedir:

  "Ben sizden, risaletime karşılık yakınlarıma sevgi beslemekten başka bir ücret istemiyorum."[1]

  Şüphesiz, Allah'ın velileri için anma merasimleri düzenlemek, insanların onlara olan aşk ve alâkalarının göstergesidir ki, Kur'ân-ı Kerim açısından hiçbir sakıncası yoktur.

     2-  Hz. Peygamber'e Saygı Göstermektir

   Kur'ân-ı Kerim, Allah Resulü'ne (s.a.a) yardım etmenin yanında, ona saygı göstermeyi, onun yüce makamından övgüyle bahsetmeyi de, saadet ve kurtuluşun ölçüsü olarak tanıtmaktadır.

   "Ona (Peygamber'e) iman eden, ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte indirilen nura uyanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir."[2]

   Bu ayet, Allah Resulü'ne (s.a.a) saygı göstermenin İslâm açısından istenen ve beğenilen bir amel olduğunu ve Hz. Peygamber'in değerli hatırasını canlı tutan yüce makamını öven merasimler düzenlemenin Allah'ı hoşnut ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Zira bu ayette kurtuluşa erenler için dört sıfat beyan edilmiştir:

     a) Hz. Peygamber'e iman etmek:

     "Ona (Peygamber'e) iman edenler"

     b) Hz. Peygamber'e inen nura uymak:

     "Onunla birlikte indirilen nura uyanlar"

     c) Hz. Peygamber'e yardım etmek:

     "Ona yardım edenler"

     d) Hz. Peygamber'in makamına saygı göstermek:

     "Ona saygı gösterenler"

    Buna göre, Hz. Peygamber'e (s.a.a) saygı ve hürmet göstermek de, ona iman etmek, ona yardım etmek ve emirlerine tâbi olmak gibi gerekli bir iş olup, bu ayetteki "ona saygı gösterenler" ifadesinin gereğini yerine getirmektir.

    3- Allah'a Uymaktır

    Allah-u Tealâ, Kur'ân-ı Mecid'de Hz. Peygamber'i överek şöyle buyuruyor:

    "Senin adını ve şanını yüceltmedik mi?"[3]

    Bu ayet-i şerife ışığında, yüce Allah'ın, Hz. Peygamber'in adının ve şanının âlemde yücelmesini istediği ve kendisinin de Kur'ân ayetleri aracılığı ile bu işi yaptığı ortaya çıkmaktadır. Biz de, semavî kitabımıza uyarak görkemli anma merasimleri düzenleyerek, o kemal ve fazilet örneğinin yüce makamını övüyor ve bu işimizle âlemlerin Rabbine uyduğumuzu gösteriyoruz. Açıktır ki, Müslümanların bu merasimleri düzenlemekten maksadı, Hz. Peygamber'in (s.a.a) adını yüceltmekten başka bir şey değildir.

    4- Vahyin Nazil Oluşu, Gökten Bir Sofra İnmesinden Daha Önemsiz Değildir

    Kur'ân'ı Mecid, Allah'ın peygamberi İsa'nın (a.s) dilinden şöyle aktarmaktadır:

    "Meryem oğlu İsa, 'Ey Rabbimiz olan Allah! Bize gökten bir sofra indir ki, bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve senden bir ayet (işaret) olsun ve bize rızk ver; sen rızk verenlerin en hayırlısısın.' dedi."[4]

    Hz. İsa, Allah'tan kendilerine gökten bir sofra indirmesini istiyor ki o günü, bayram olarak kutlasınlar.

    Şimdi soruyoruz: Allah'ın peygamberi (İsa), insanın cisminin faydalandığı, gökten inen sofranın indirildiği günü bayram olarak kutluyorsa, Müslümanların insanların ve toplumların kurtarıcısı Hz. Peygamber'in (s.a.a) doğduğu günü veya kendisine vahiy indiği günü bayram olarak kutlamaları, nasıl şirk ve bidat olabilir?!

    5- Müslümanların Gidişatı

   Müslümanlar, eskiden beri Hz. Peygamber'in (s.a.a) hatırasını canlı tutmak amacıyla bu tür merasimleri hep düzenlemişlerdir. Hüseyin b. Muhammed Diyarbekrî, Tarih'ul-Hamîs adlı kitabında şöyle yazar:

    "Müslümanlar, eskiden beri Hz. Peygamber'in doğum ayını kutlar, ziyafetler verir, o ayın gecelerinde sadakalar dağıtır ve sevinç gösterilerinde bulunurlar. O ayda iyiliklerini artırırlar, mevlit okumaya özen gösterirler. Bu ayın rahmet ve bereketini hayatlarında hissederler."[5]

    Bu açıklamayla, Kur'ân ve Müslümanların gidişatı açısından Allah'ın veli kullarının hatırasına merasimler düzenlemenin caiz ve hatta beğenilen bir iş olduğu ve bu işin bidat olduğunu iddia edenlerin sözlerinin hiçbir temel ve dayanağı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Zira bidat, özel veya genel bir şekilde Kur'ân ve sünnetin caiz görmediği iştir. Oysa bu meselenin cevazı, Kur'ân ayetlerinden ve Müslümanların süregelen gidişatından açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

    Kaldı ki, daha önce de söylediğimiz gibi, bu merasimler, sırf Allah'ın salih kullarına saygı göstermek ve onların hatırasını gönüllerde canlı tutmak amacıyla düzenlenmekte ve bu vesileyle onların, Rablerine muhtaç birer kul oldukları unutulmamaktadır. Dolayısıyla bu işin, tevhit inancı ile hiçbir çelişkisi yoktur.

   Böylece Allah'ın veli kulları hatırasına merasim düzenlemeyi şirk sebebi sayan kimselerin sözlerinin temelsizliği ortaya çıkmaktadır.

 

 

---------------------------------------------------

[1]- Şûrâ, 23

[2]- A'râf, 157

[3]- İnşirâh, 4

[4]- Mâide, 114

[5]- Hüseyin b. Muhammed b. Hasan Diyarbekri, Tarih'ul-Hamis, c.1, s.223, Beyrut basımı.

 

                                       

  

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)