• Nombre de visites :
  • 805
  • 30/11/2016
  • Date :

Sünnet-i Nebevi (1)


sünnet-i nebevi (1)
Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma...
1- Hz. Peygamber’in (s.a.a) Gülümsemesi
 
Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazret’in gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
 
“Evet, göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükâfatını yazmaları için yeryüzüne indiler; fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgâhında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: Ey Rabbimiz, biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgâhına gittik, fakat onu orada bulamadık, hasta yatağına düşmüştü.”
 
“Allah-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu:O mümin kul, hasta yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgâhında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hasta yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükâfatı bana aittir; onun mükâfatını ben vereceğim.” 1
 
2- Sıraya Riayet Edin
 
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat hâlinde idi. Oğlu İmam Hasan su istedi. Resulullah (s.a.a) da bir kaba biraz süt sağıp Hasan’a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalktı. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu durumu görünce şöyle dedim: “Ya Resulullah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun?” Resulullah cevaben buyurdu ki: “Hayır, öyle değildir; benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik hakkı onun olduğu içindir. Çünkü o, daha önce su istemişti, sıraya riayet etmek gerekir.” 2
 
3- Resulullah’ın (s.a.a) Ağlaması
 
Resulullah (s.a.a) bir gece zevcesi Ümm-ü Seleme’nin evinde idi. Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu. Ümm-ü Seleme, Resulullah’ı (s.a.a) yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah (s.a.a) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:
 
“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme. Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme. Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru.”
 
Ümm-ü Seleme Resulullah’ın (s.a.a) bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.a) Ümm-ü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu. Ümmü Seleme şöyle dedi:
 
“Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, Allah’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o hâlde vay bizim hâlimize!”
 
Resulullah (s.a.a) onun sözüne karşılık şöyle buyurdu:
 
“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden korkmayayım, nasıl kendi makam ve mevkiime güveneyim! Oysaki Allah Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi hâline bıraktı ve onun başına gelmemesi gereken şey geldi!” 3
 
4- Âmanın Yanında Hicabı Korumak
 
Ümm-ü Seleme şöyle diyor:
 
Peygamber’in (s.a.a) huzurunda idik. Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi. Bu esnada âma (kör) olan İbn Ümm-ü Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi. Resulullah (s.a.a) bana ve Meymune’ye: “İbn Ümm-ü Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun.”
 
“Ya Resulallah, o âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdu: “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” 4
 
5- Kötü Ahlâklılık Kabir Azabına Sebep Olur
 
İmam Cafer Sadık (a.s):
 
Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah’a (s.a.a) verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gitti. Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler. Gusül ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler.
 
Cenazeyi teşyi ederken Resulullah (s.a.a) yalın ayak ve abasız hareket ediyordu. Kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ, bazen de sol tarafını tutuyordu. Resulullah’ın (s.a.a) bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti. Daha sonra mübarek elleriyle cenazenin üzerini kapatıp onun üzerine toprak döktü.
 
Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek şöyle dedi: “Ey Sa’d! Cennet sana kutlu olsun!”
 
Resulullah (s.a.a) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdu: “Ey Sa’d’ın annesi! Sus! Allah adına bu kadar kesin ve yakin ile konuşma. Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görür.”
 
Daha sonra kabristandan geri döndüler. Hz. Peygamber’le birlikte olan halk şöyle dedi: “Ya Resulellah! Sa’d için yaptığın işleri şimdiye kadar hiç kimse hakkında yapmamışsınız. Yalın ayak, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ, bazen de sol tarafından tuttunuz !”
 
Resulullah (s.a.a) onların cevabında şöyle buyurdu:
 
“Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum. Elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa ben de o tarafından tutuyordum.”
 
Ashap bu sözleri duyunca şöyle dediler:
 
“Ya Resulellah ! Sa’dın cenazesine namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, yine de kabir Sa’d’ı sıktı mı diyorsunuz?”
 
Resulullah (s.a.a) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu. Çünkü o, evinde kötü ahlâklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi.” 5
 
6- Bereketli On Dirhem
 
Hz. Ali (a.s), Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından ona bir gömlek almak için çarşıya gitmekle görevlendi. Hz. Ali (a.s) de çarşıya gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döndü.
 
Resulullah (s.a.a): “Bu gömleği kaça aldın?” diye sordu.
 
Hz. Ali: “On iki dirheme.” dedi.
 
Resulullah (s.a.a): “Öyleyse bu gömleği sevmiyorum, bundan daha ucuzunu istiyorum. Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?” buyurdu.
 
Hz. Ali (a.s) şöyle diyor: Gömleği alıp çarşıya döndüm, Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti. Parayı alıp Peygamber’in (s.a.a) yanına döndüm. Bir gömlek almak için Resulullah (s.a.a) ile birlikte çarşıya doğru hareket ettik. Yolun yarısında Resulullah’ın (s.a.a) gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti. Resulullah (s.a.a) onun yanına gidip: “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Cariye şöyle dedi: “Sahibim bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi. Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi de eve dönmekten korkuyorum.”
 
Resulullah (s.a.a) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve “İstediğin şeyleri al ve eve dön.”diye buyurdu.
 
Resulullah (s.a.a) Allah’a şükredip çarşıya doğru hareket etti, çarşıdan dört dirheme bir gömlek alıp giydi. Eve döndüğünde, yol üzerinde bir çıplağı görünce gömleğini çıkarıp ona verdi. Kendisi tekrar çarşıya geri döndü, yine dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti. Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir hâlde gördü. Bunun üzerine: “Neden hâlâ eve gitmedin?” diye sordu.
 
Cariye: “Ya Resulellah, gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum.” dedi.
 
Resulullah:“Gel birlikte gidelim, evi bana göster, affetmeleri için aracı olurum.” buyurdu.
 
Resulullah (s.a.a) o cariye ile birlikte yola koyuldu. Eve vardıklarında cariye: “İşte bu evdir.” dedi.
 
Resulullah (s.a.a) kapının arkasından yüksek bir sesle:“Ey ev sahibi! Selamun aleykum” dedi. Bir cevap gelmedi. Tekrar ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı. Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde: “Aleyke’s-selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler.
 
Resulullah (s.a.a): “Neden ilk defa cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” diye sordu.
 
Ev Sahibi: “İlk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık.” dedi.
 
Resulullah (s.a.a): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?” diye sordu.
 
Ev sahibi: “Senin sesini birkaç defa duymak istedik.” dedi.
 
Resulullah (s.a.a): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muaheze etmemeniz (cezalandırmamanız) için size ricaya geldim.” dedi.
 
Ev sahibi: “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür).” dedi.
 
Daha sonra Resulullah (s.a.a) kendi kendisine şöyle dedi: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi ise azat etti.” 6
 
7- Ya Resulullah, Bana Tavsiye Et!
 
Hz. Ali (a.s) şöyle diyor:
 
Birisi Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna gelerek kendisine tavsiye etmesini istedi. Resulullah (s.a.a) ona şu tavsiyelerde bulundu:
 
“Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile Allah’a şirk koşma.”
 
“Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap.”
 
“İhtiyacından fazla kalan malını din kardeşinin ihtiyarına bırak.”
 
“Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol.”
 
“Halka ihanet etme.”
 
“Gördüğün her Müslümana selam ver.”
 
“İnsanları İslâm’a doğru davet et.”
 
“Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz. Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır.”
 
“Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır.”7
Devamı var...

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)