• Nombre de visites :
  • 954
  • 28/4/2012
  • Date :

Kur'an-ı Anlamanın Önündeki Engeller -7

kuran-ı anlamanın önündeki engeller

Bütün bu aldatmalar ve yalan vaatler, zalimlerin tabiatında yerleşik bir kültür haline gelmiştir.

“De ki: Allah'ı bırakıp da taptığınız, ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yarattılar! Yoksa onların göklerde mi bir ortaklıkları var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey vâdetmiyorlar.”‌[33]

Böyle kimseler Kur’an karşısında kabul ettikleri şeyleri gurur ve tekebbür üzere beyan etmektedirler ve Kur’an’ın hakikatlerini derk etmeye yanaşmamaktadırlar. “Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.”‌[34]

Bunlar, Allah’ın ayetleri hakkında kesin bir delile ve layık olan bir bilince sahip olmamakla birlikte cedelleşmeye kalkışmakta, şekle karışık bir bakış ve bilgiyle kendilerini ve diğerlerini saptırmaya çalışmaktadırlar. “Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı halde Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenler gerek Allah yanında, gerekse iman edenler yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.”‌[35]

3- İlme Sahip Olmadığı İçin Halkı Saptırır ve Allah’a Karşı İftirada Bulunur

“Bilgisizce insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurandan kim daha zalimdir! Şüphesiz Allah o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”‌[36]

Bunlar hem kendileri cahildir, hem de insanların cehaletinden kötü istifade etmektedirler. Böyle kimseler Kur’an’a yönelirken bir şey anlamamaktadırlar. Zira bu grup asla cahil olduklarını kabul etmemektedir. Dolayısıyla Kur’an ve Kur’ani hakikatleri derk etmek için Kur’an’a yönelmemekte ve Kur’an’ın hidayet, rahmet ve şifasından istifade etmemektedirler.

4- Allah’ın ayetlerinin hakkaniyetini itiraf ettikleri halde Allah’ın ayetlerini inkâr etmekte ve onlardan yüz çevirmektedirler

“Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.”‌[37]

Eğer önceki iki ayete bir bakacak olursak açık bir şekilde bu tür insanların semavi kitapları anlamaya ve derk etmeye yöneldiğini, ama Kur’an ve ilahi ayetler karşısında kendisini gafil gösterip hidayet ve rahmetinden uzak olduğunu görürüz. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Hıristiyanlara ve Yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik”‌ demeyesiniz diye; yahut “Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk”‌ demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.”‌[38]

Eğer bir kimse bu halet üzere Kur’an’a yönelecek olursa Kur’an ayetlerinden ve hakikatlerinden hak ve layık olduğu bir şekilde istifade edebilir mi? Hayır! Zira bu tür zalimler, inatçı ve fazla beklentisi olan alacaklılar gibi kendilerini diğerlerinden üstün görmektedirler. Dolayısıyla takvadan uzak ve ilahi vahiy şeklinde Kur’an’ın bir ayet olduğundan yüz çevirerek Kur’an’ı derk etmek ve hakikatlerini tanımak isterlerse, zerre kadar Kur’an’ın rahmet ve şifasından istifade edemezler. Sadece ziyan ve hüsranları çoğalır. Bu tür zalimler, Allah’ın lanetine uğramışlardır. “Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.”‌[39]


[33] Fatır suresi, 40. ayet. Derk edilmesi hususunda da etkili olan bu ayetin nüzul sebebi Nazr b. Haris’dir. O Mekke’de, “Mekkelilerin şeytanı”‌ olarak ün salmış bir kimseydi. Zira bir müddet İran’da yaşamış ve İran’lı kahramanların hamasetlerini öğrenmişti. Peygamber (s.a.a) Mescid’ul Haram’da oturmuş, insanlara Firavun kavminin, Salih kavminin, Semud kavminin ve diğer geçmiş ümmetlerin akıbetini beyan ettikten sonra Nazr b. Haris Peygamberin yerine oturuyor ve şöyle diyordu: “Ey Kureyş topluluğu! Ben de Muhammed’in (s.a.a) destanları gibi veya onlardan daha iyisini sizlere anlatayım. Benim hikayelerimi dinleyin.”‌ Daha sonra insanlar için hayali efsaneler anlatmaya başlıyordu. Nazr bir Haris, Bedir savaşında zillet içerisinde Müslümanların eliyle öldürüldü. Bu konuda daha fazla bilgi elde etmek için, bkz. Tarih-ı Tahlili-ı İslam, Seyyid Cafer-ı Şehidi, s. 50. Burada Nazr b. Haris ve benzeri kimselerin tam aksine Kur’an’da anlatılanlar sadece birer hikaye değildir. Bu gerçek kıssalar insanın öğüt almasına ve hayatını daha iyi bir mecraya koymasına bir giriş teşkil etmektedir. Bu gerçek kıssalar, önceki ümmetler arasındaki zalimlerin de yok olduğunu ve bütün ilahi vaatlerin gerçekleşmesi sayesinde devlet ve velayetin müminlere özgü olduğunu beyan etmektedir.

[34] A’raf suresi, 162. ayet

[35] Gafir suresi, 35. ayet

[36] En’am suresi, 144. ayet

[37] En’am suresi, 157. ayet

[38] En’am suresi, 156 ve 157. ayetler

[39] A’raf suresi, 45. ayet

Kur'an-ı Anlamanın Önündeki Engeller -1

Kur'an-ı Anlamanın Önündeki Engeller -2

Kur'an-ı Anlamanın Önündeki Engeller -3

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)