İlgili Yazılar
  • Nombre de visites :
  • 2519
  • 18/4/2012
  • Date :

Hz. Fatıma’nın Ümmeti Şikayet Edip Ağlaması -2

hz. fatıma’nın ümmeti şikayet edip ağlaması

Altıncı Hadis:

Abdullah bin Hasan, annesi Fatıma binti Hüseyin aleyh’is selam’dan şöyle buyurduğunu nakleder: “Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’in kızı Fatıma selamullahi aleyha’nın hastalığı şiddetlendiği ve kendisine galebe çaldığı bir zamanda Muhacir ve Ensar kadınları toplanıp yanına geldiler ve şöyle arz ettiler: “Ey Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’in kızı! Bu hastalıkla nasıl sabahladın?”‌ Hazret şöyle buyurdu:

“Vallahi dünyanızdan bıkkın, erkeklerinize de kızgın olarak sabahladım...”‌[6]

Yedinci Hadis:

“Haraic”‌ kitabında İmam Sadık aleyh’is selam’ın şöyle buyurduğu yer alır: “Fatıma selamullahi aleyha Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’ten sonra yetmiş beş gün yaşadı. Değerli babalarının ayrılığından dolayı çok şiddetli bir hüzne bürünmüştü. Cebrail aleyh’is selam yanına gelip onu teselli ederdi; babalarının cennetteki yeri ile ilgili ve kendisinden sonra zürriyetinde vuku bulacaklar hakkında ona haber verirdi. Ali aleyh’is selam da onu yazardı.”‌[7]

Açıklama:

Bu rivayetleri nakletmekteki amacımız, Hz. Fatıma selamullahi aleyha’nın hüznünün ve ağlamasının, kendi babalarımızı veya başka bir sevdiğimizi kaybettiğimizde ağlayıp hüzünlendiğimiz gibi olduğunu düşünmemeniz açısındandır. Çünkü bu, o hanımın – kitabın burasına kadar değişik yerlerinde zikrettiğimiz rivayetlerden de anlaşıldığı gibi- yüce makamı ve şanıyla çelişmektedir.

Bilakis onun hüznü ve ağlaması ilk önce Resulullah sallallahu aleyhi ve alih’in risalet ve ilahi makamından ayrılmasından dolayıdır.

Ve ikinci olarak bu bölümdeki rivayetlerin toplamının -özellikle altıncı hadisin geniş açıklamalarının- da delalet ettiği gibi, onun zahmetlerinin yok olup vasilik ve imamet hakkındaki buyruklarının zayi olmasındandır. Bilakis cesur hutbesinde söylediği bütün sözler, üzüntü, gam ve göz yaşlarının, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve alih’in zahmetlerinin ve ilahi hükümlerinin çiğnendiğinden dolayı olduğunun bir göstergesidir. Hatta onun Fedek gaspı için yaptığı tartışması ve Emir’el Müminin aleyh’is selam ile konuşması da bu yüzdendir. Nitekim o şöyle arz etmişti:

“Nasıl da anne rahmindeki yavru gibi örtünmüş, çocuk gibi eve kapanmışsın ... ?”‌[8]

Elbette bu belirsiz söz ilk bakışta Hazret’in evde oturuşuna itiraz niteliğinde görünmektedir, ama Hz. Fatıma selamullahi aleyha’nın ismet makamını ve Emir’el Müminin aleyh’is selam’ın velayet makamı hakkındaki bilgisini göz önünde bulundurduğumuzda, bu cümlenin “itiraz”‌ değil, aslında sorup açıklama talebinde bulunmak olduğunu anlarız. Yani “Nasıl oldu da şöyle ve böyle savaş meydanlarında savaşan sen, bu şekilde evde otura kaldın? Demek istemiştir. Bu yüzden cevap aldığında şöyle arz etti: “Allah bana yeter.”‌

Eğer “zulüm”‌ kötüyse, ayrıca “zulmü kabul etmek”‌ de kötüdür. Bu yüzden Ali aleyh’is selam Allah’ın dinini korumak için böyle olmak zorundadır. Ama Fatıma selamullahi aleyha - Ali aleyh’is selam’ın dışında olan kimselerin vazifelerinin gerektirdiği gibi- böyle hassas bir durumda, kendine ve eşine yapılan bütün o saldırılardan ve Fedek’in gasp edilmesinden sonra, kendisinin susup konuşmama gibi bir görevi olduğunu kabul etmediği için o fasih açıklamalarda bulunmuştur.


[6]- Bihar'ul- Envar, eski baskısı, 8. c. 106. s. Bu konuyla ilgili kitabın “Hatime”‌sinin 2. konusu olan “Hz. Ali aleyh’is selam’ın Hz. Fatıma selamullahi aleyha’ya taraftarlık etmediğinin sebebi”‌ kısmına bakınız.

[7]- Allame Meclisi, Bihar'ul- Envar, 43. c. 96. s.

[8]- Allame Meclisi, Bihar'ul- Envar, 43. c. 155. s. 1. riv.

Hz. Fatıma’nın Ümmeti Şikayet Edip Ağlaması -1

 Hz. Fatıma’nın (s.a) Şehadeti 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)