• Nombre de visites :
  • 955
  • 20/11/2011
  • Date :

Nübüvvet Felsefesi -2

nübüvvet felsefesi

Birinci ayet Hz. Musa (a.s) hakkındadır. İkinci ayet ise genel bir şekilde bütün peygamberler hakkındadır. Her iki ayette de nebi ve resul kelimeleri insanlara ilahi mesajı ulaştırmakla görevli kimseler için kullanılmıştır.

Dolayısıyla kelami açıdan nübüvvet ile risalet arasında bir fark yoktur. Ancak kelimelerin zahiri anlamları nebi ile resul arasında bir farkın olduğuna delalet etmektedir. Bu yüzden masum imamlardan konu hakkında iki soru sorulmuştur. Cevapları ise yukarıdaki beyanımızın teyidi mahiyetindedir.

Nebi ile resul arasındaki fark hususunda yaygın olan ikinci görüş de –Bu görüş filozofların ve mütekellimlerin meşhur görüşleridir- şudur; resul, ilahi mesajı halka bildirmekle görevli peygamberdir ama nebi ilahi mesajları ister bildirmekle yükümlü olsun veya isterse bildirmekle yükümlü olmasın bu mesajları taşıyan peygamberdir.[6]

Bu görüşe göre nebinin resule olan nispeti genel ve özeldir. Zira her resul nebidir ama her nebi resul değildir. Bu görüş daha önceden zikrettiğimiz kelami açıdan risalet ile nübüvvet arasında hiçbir farkın olmadığı görüşü ile çelişki içindedir. Buna rağmen şunu diyebiliriz; bu nazariyenin kastı peygamberler arasında ilahi mesajı taşıyıp da hiçbir şekilde bunu halka bildirmekle görevli olmayan peygamberlerin olduğu değildir. Zira böylesi bir faraziye, felsefesi hidayeti olan nübüvvet ile çelişki içindedir. Şayet kasıt her hangi bir şartta risalet makamına henüz ulaşamayan ama nübüvvet makamına sahip kişiler olabilir. Yani bazı nedenlerden ötürü ilahi mesajı halka ulaştırmakla görevlendirilmemiş olabilirler. Başka bir ifade ile birçok peygamber risalet makamına ulaşmadan önce nübüvvet makamına sahiptiler. Yani gayb alemi ile irtibat halindeydiler ve bazı maarifleri algılıyorlardı ama bu maarifleri halka anlatmakla ve onları hidayet etmekle yükümlü değillerdi. Tabii ilahi peygamberler bu dönemde peygamber mahlasıyla da tanınmıyorlardı. Ancak halkı hidayet etmekle görevlendirildikleri zaman hem nübüvvet hem de risalet makamına sahip oldular. Kelam ilminin ıstılahında nübüvvet kelimesi kullanıldığı zaman kasıt budur.

Velhasıl kelam ilmine göre nübüvvet felsefesi göz önünde bulundurulduğu zaman nebi ile resul arasında hiçbir fark yoktur. Ancak diğer açılardan bu ikisi arasında değişik farklar göz önünde bulundurulabilir. Nitekim bu farklar ya rivayetlerde beyan edilen farklardır ya da yukarıda açıkladığımız mütekellimlerin ve müfessirlerin dillendirdikleri farklardır.

Bazı insanlar da nebi ile resul arasındaki farkı kitap ve şeriata göre açıklamaya çalışmışlardır. Yani nebi ve resulün halkı hidayet etmeleri açısında birbirlerinden farkı yoktur. Ancak şeriat ve ilahi kitap sahibi peygambere resul ve ilahi kitap ve kendisine has şeriatı olmayan peygambere de nebi denilmektedir.[7]

Bu nazariye hidayet ve tebliği nebi ile resul arasındaki ortak görev bildiğin için kabul edilebilir bir nazariyedir. Ancak nebi ile resul arasındaki farkı kitap ve şeriat sahibi olmak veya olmamakla beyan etmesine rağmen bunun için her hangi bir delil zikretmemektedir. Hatta Kur’an ve rivayetlerde geçen nebi ve resul kelimelerinin kullanım şekliyle de uyuşmamaktadır. Nitekim Kur’an Kerim Hz. İsmail’i resul olarak adlandırmıştır. Halbuki Hz. İsmail’in kendisine has bir şeriatı ve Allah’tan getirdiği bir semavi kitabı yoktur.

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا

Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi. [8]


[6] Tefsiri Tebyan, C. 7, s. 331, Mecmuel Beyan, C. 4, s. 91, Tefsiru’l-Menar, C. 9, s. 225–226

[7] Tefsiru’l-Kaşif,  C. 2, s. 165–352, Tefsiru’l-Beyzavi, C. 4, s. 57,  Esraru Hikem, s. 395

[8] Meryem, 56

Nübüvvet Felsefesi -1

Peygamberlik ve sonuçları

Peygamberlere İman

PEYGAMBERLER VE SEMAVİ DİN

Toplumun İslahında Peygamberlerin Görevleri

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)