• Nombre de visites :
  • 1085
  • 1/2/2011
  • Date :

Ev Haremi ve Yaşam -4

ev haremi ve yaşam

Değersiz Gözler

Gözlerin değersiz olmalarına sebep olan, onların hayasızlığı ve pervasızlığıdır. Yani, kuralları tanı­mamak, başkalarının özel haklarına dikkat etmemek ve yasak olan bölgelere girmek.

Göz, değerli bir cevher ve Allah’ın büyük bir ni­metidir. Onun değeri, insanın sahip olduğu kamil bir vücudun değeri ile eşittir. Hatta eğer birisi başkası­nın iki gözünü kör ederse, kamil bir insanın diyeti kadar bir değer ödemekle yükümlü olur.[10] Ve bir gö­zün diyeti, bir insan diyetinin yarısı kadardır. Fakat bu göz, hain bakışlarda bulunursa, evlere, kadınlara, sırlara ve halkın evlerinin içine ve başkalarının na­musuna bakarsa ve o haldeyken vurulur ve kör olursa diyeti yoktur. Başkalarının sınırlarını izinsiz ve haram olarak çiğneyerek günah işlemek o pâk olamayan gözün değersiz olduğunu göstermektedir. İmam Humeyni (r.a)’in fetvası şöyledir:

“İnsanların evlerine göz atmak ve namahremlere bakmak günahtır. Ev sahibinin, bir taş veya başka bir şeyi onun tarafına atmaya hakkı vardır ve ona bir yükümlülük yoktur. Hatta eğer uzak evlerin içine dürbün gibi bir araçla bakarsa, yakından bakan kimse  gibidir. Dikili bir aynadan birisinin evinin içine bak­mak da, aynı hükmü gerektirir.” [11]

Pâk olmayan gözlerin saygınlığını bozmak, insanların özel hayatlarında onların şahsi hakları için son derece  saygıdır.

Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Her kim komşusunun evine, bir adamın ayıp yerini ya da bir kadının saçını yahut bedenini görmek için giderse, Allah’ın onu münafıklarla beraber cehennem ateşine atması (Allah’ın üze­rinde) bir haktır.”[12]

Yine şöyle buyurmuştur:

“Her kim izinsiz bir eve bakarsa, onların, onun gözünü kör etmeye hakları vardır.”[13]

Diğer bir hadiste İmam Sadık (a.s) şöyle buyur­muştur:

“…Böyle bir halde gözünü kör ederlerse, onlara bir diyet yoktur.”[14]

Birkaç rivayette geçtiğine göre; Allah Re­sulü -hanımlarından birinin yanında olduğu bir sırada- kendi evinde (saçlarını) taramakla meşgulken, adamın biri kapı arasından evin içine baktı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) onu görünce şöyle buyurdu: “Eğer senin yanında olsaydım, gözlerini bu ta­rakla çıkarırdım.” Ya da kalkarak onun peşice gitti… fakat adam kaçıp orayı terk etmişti.”[15]

Bu yüzden, birinin evine izinsiz olarak girmek bu kadar çirkin görülmüş ve diğer taraftan da başkasının evine girmek için izin almak ve haber vermek tavsiye edilmiştir. (Önceki bölümde genişçe anlatıldı.)

Ergenlik Çağına Girmemiş Gençlere Bir Ders

Kur’ân’ın bize öğrettiği edeplerden biri de, aile­nin selameti ve buluğ çağına girmemiş gençlerle ilgili olan, anne ve babanın odalarına girerken izin istemektir. Bu nükteye hem çocukların riayet etmesi, hem de anne ve babala­rın, uygun bir şekilde, ustaca, kötü öğretim ve tahrike yol açmadan onu çocuklarına tevcih etmeleri gerekir.

Bazen anne ve babalar, kendi odalarında istirahata çekilmiş olabilirler, rahat ve uyumaya uygun elbiselerin içerisinde olmaları mümkündür. Buluğ çağına erme­miş yaştaki bazı çocukların böyle zamanlarda odalara giriş-çıkışları olabilir, olumsuz etkilenebilir ve bu durum, çocukları saplantıya sürükleyebi­lir. Çocukların, kapı çalacakları, izin isteye­cekleri, habersiz ve rasgele başkalarının odalarına girmeyecekleri yer ve zamanlar bunlardır.


[10] Risale-i Nevin, İ. Humeyni, c. 4, s. 285

[11] Tahrir’ul-Vesile, İ. Humeyni, c. 1, s. 492, Difa konusu

[12] Vesail’uş-Şia, c. 14, s. 141

[13] Menhec’us-Sadıkin, Molla Fethullah Kaşani, c. 6, s. 292

[14] Vesail’uş-Şia, c. 19, s. 50

[15] a. g. e, 48-49

Ev Haremi ve Yaşam -3

Ev Haremi ve Yaşam -2

Ev Haremi ve Yaşam -1

Saadet ve Şekavet

Kur’an-ı Kerim’de Aile Tarihi-6

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)